26 Ağustos 1922 akşamı Mustafa Kemal Paşa, yanında Fevzi Çakmak ve İsmet İnönü Paşalarla beraber Afyon Kocatepe’deki yerini aldı ve 27 Ağustos sabahı saat 05.00 sıralarında taarruz emrini verdi. 26 Ağustos-30 Ağustos 1922 tarihleri arasında başlayan dört gün süren çetin bir savaş yaşandı.

Kuvvetle muhtemeldir ki Mustafa Kemal Paşa, bu ölüm-kalım savaşını bilinçli olarak Anadolu’yu Türklerin yurdu kılan Malazgirt Meydan Muharebesi’nin tarihinde başlatmıştır.

Milletin şanlı tarihindeki eşsiz kahramanlık anıtlarından birinin yıl dönümünü yaşadığımız bugün; etrafında tarih boyunca savaşların eksik olmadığı zorlu bir coğrafyada, üzerinde huzur, güven ve barış içinde yaşadığımız ülke topraklarının hangi şartlar altında ve hangi bedeller ödenerek kazanıldığının millet olarak yeniden hatırlanması gereken bir gündür.

Büyük Taarruz’un en önemli aşamalarından olan ve oluk oluk şehit kanının aktığı şeklinde tarif edilen Dumlupınar Meydan Muharebesi, 30 Ağustos 1922’de Türk ordusunun kesin zaferiyle sonuçlanan Kurtuluş Savaşı’nın en büyük dönüm noktasıdır.

Bugün Dumlupınar Şehitliği’nde bir de Baba-Oğul Anıtı vardır. Bu anıt, Çetmeli Kara Ali Çavuş ile oğlu Mehmet Onbaşı’nın hüzünlü hikâyesini anlatır.

Ali Çavuş, Balkan Savaşı’ndan 1912 yılından beri tam 11 yıl boyunca farklı cephelerde savaşmıştır. Dumlupınar’da 19 yaşına basan oğlu Mehmet Onbaşı ile aynı cephede karşılaşmışlar ve birlikte savaşmışlardır. Kara Ali Çavuş, 31 Ağustos 1922 günü şehit düşerken, oğlu Mehmet Onbaşı İzmir’e giren birliğin başında hayatını kaybetmiştir.

Bir diğer anı-hikâye, Faruk Nafiz Çamlıbel’in Han Duvarları şiirinde bahsettiği Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ın hikâyesidir. Gazi Satılmış, Sarıkamış Harekâtı’ndan sağ dönen bir askerdi. Yemen Cephesi’nden Sarıkamış Cephesi’ne sevk edilen askerlerden olduğu için üzerinde kışlık elbisesi bile yoktu. Savaş bittikten sonra köyüne, anne ve babasına dönmek için yola çıktı; ancak yolda vereme yakalandı.

Gazi Satılmış, Ulukışla taraflarında kaldığı bir handa, köyüne ulaşamadan hayatını kaybeder. Ölmeden önce ise kaldığı hanın duvarlarına şu şiiri yazar:

Garibim namıma Kerem diyorlar, Aslımı el almış harem diyorlar, Hastayım derdime verem diyorlar, Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’ım ben… On yıl var ayrıyım kına dağından, Baba ocağından yar kucağından, Bir çiçek dermeden sevgi bağından, Huduttan hududa atılmışım ben… Gönlümü çekse de yârin hayâli, Aşmaya kudretim yetmez cibâli, Yolcuyum bir kuru yaprak misâli, Rüzgârın önüne katılmışım ben…

Hayatını vatan, millet ve kutsal değerler uğrunda kaybeden şehitlere ve gazilere karşı görev; onların vatan yaptıkları bu toprakların her zerresinde bir şehidin kanı, her köşesinde bir şehidin mezarı bulunduğunu unutmadan Cumhuriyet’i, İstiklal Mücadelesi’nin ruhuyla geleceğe taşımak ve sonsuza kadar yaşatmaktır.

Bu konudaki en büyük güvence; Cumhuriyet’e ve onun değerlerine her zaman sahip çıkma duyarlılığını göstermiş halk, aynı bilinçle yetişen gençler, millet, devlet ve Türkiye’nin güvenliğini canları pahasına koruyan ordudur.

Bu duygu ve düşüncelerle, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı karşılarken; şanlı zaferi yaşatan Cumhuriyet’in kurucusu Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ü, silah arkadaşlarını, tüm şehitleri ve gazileri şükran ve minnetle anıyor; tüm Türk Silahlı Kuvvetleri personelinin Silahlı Kuvvetler Günü’nü ve aziz milletin 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı kutluyorum.

Haber: Mustafa Kemal DEMİR

Önceki Haber Turgutlu’da Spor Güvenlik Kurulu Toplantısı Düzenlendi
Sonraki Haber Turgutlu'da Milli Bayramlar İçin Komite Toplantısı Yapıldı

Yorum Yap