BAKAN TEKİN, TRT HABER CANLI YAYININDA SORULARI YANITLADI
19
Güncelleme : 26.06.2026 10:34
Yayın : 26.06.2026 10:32
Bakan Tekin, sona erecek 2025-2026 eğitim öğretim dönemine ilişkin değerlendirmesinin sorulması üzerine 18 milyon öğrenci, 1 milyon 200 binin üzerinde öğretmenin, 75 binin üzerinde okulda 180 iş günü devam eden bir süreç yaşadığını belirtti. Bu sürecin içinde acı tatlı birçok olay yaşandığını belirten Bakan Tekin, "Öncelikle yarınki karne töreni öğrencilerimiz için, öğretmenlerimiz için, velilerimiz için hayırlı olsun." dedi. 
 
"Eğitimin içeriğiyle ilgili konulara odaklandık"
 
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylardan dolayı büyük üzüntü yaşadıklarını ifade eden Tekin, "Onlardan da çıkaracağımız dersler var kuşkusuz. Ben tekrar kaybettiğimiz öğretmen arkadaşlarımıza, öğrencilerimize Allah'tan rahmet diliyorum. Hem daha önce İstanbul'da hayatını kaybeden Fatma Nur Öğretmen'imizin hem de Ayla Öğretmen'imizin, öğrencilerimizin yakınlarına, herkese başsağlığı diliyorum, ailelerine tekrar Allah'tan sabır diliyorum." diye konuştu.  
 
2002 yılından itibaren Türkiye'de eğitim öğretimin fiziki altyapısındaki eksiklikleri giderecek hummalı bir çalışmanın içine girdiklerini vurgulayan Tekin, 2002'de Türkiye'de 350 bin civarında derslik olduğunu; bunun yaklaşık yarısının deprem, ekonomik ömrünü tamamlaması, artık işlevsel olmaması gibi sebeplerle yıkılıp yeniden yapıldığını söyledi. 2002 öncesinden ellerinde kalan yaklaşık 200 bin derslik olduğunu belirten Tekin, şunları söyledi:
 
"Ama biz şu anda toplam 750 bin derslikte eğitim veriyoruz. Aynı şey öğretmen sayısı için geçerli, aynı şey okul sayısı, ders kitapları için geçerli. Gerçekten inanılmaz bir kaynak ayırdı Sayın Cumhurbaşkanımız, hem Başbakanlığı döneminde hem Cumhurbaşkanlığı döneminde. Bu anlamda uluslararası göstergeler açısından da çok değerli sıralamalarda yerler edindik. Eğitim öğretimin fiziki altyapısında eksiklerimiz azaldığı için biraz daha eğitimin içeriğiyle ilgili konulara odaklandık. Bir önceki eğitim öğretim yılında müfredat değişikliği yaptık. Bu yıl okul öncesi, ilkokul bir ve iki, ortaokul beş ve altı, yani lisede de dokuz ve onuncu sınıflarda Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin uygulanması söz konusuydu. 
 
Öğretmen arkadaşlarımız artık Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin neyi murat ettiğini daha iyi gördüler, sahada hüsnükabul çok daha yüksek. Bu sadece içeride değil, aynı zamanda bütün bu çalışmalarımızı uluslararası ortamlarda da paylaşıyoruz. Başta OECD olmak üzere uluslararası örgütlerde program değişikliklerimize özü itibarıyla inanılmaz bir destek var. OECD Direktörü, mayıs ayında Beceriler Zirvesi için Türkiye'deydi. Orada çok açık bir şekilde Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'ndeki beceri örgüsünden övgüyle bahsetti, bunun farklı ülkeler için kullanılabilecek şekilde çevrilmesinden bahsetti. Bu, güzel bir şeydi."
 
"PİSA skorlarının açıklanacağı toplantıya özel davet aldık"
 
Mayıs ayının ortalarında Londra'da Dünya Eğitim Forumu'na katıldığını hatırlatan Bakan Tekin, orada da 8 Eylül'de açıklanacak PISA skorları için PISA Direktörü'nün, "Türkiye'nin olağanüstü sıçrayışı" ifadesini kullandığını anlattı. Tekin, "Tabii, sonuçlar bize henüz resmî olarak gelmedi ama 8 Eylül'de de skorların açıklanacağı toplantıya özel davet aldık. Bu da bizi farklı bir şekilde heyecanlandırıyor." şeklinde konuştu. 
 
Böyle bakıldığında bu eğitim öğretim yılının beceri temelli programların yerleşmesi açısından çok iyi geçtiğini ifade eden Tekin, çok önemsedikleri bir başka konu olduğunu belirtti. Millî Eğitim Bakanlığının asli işlevinin, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ülke sevgisi, vatan sevgisi, millet sevgisi gibi değerler etrafında birleşmesini sağlamak; birlik, beraberlik, dayanışma duygularının oluşmasına katkı sunmak olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, şu değerlendirmelerde bulundu:  
 
"Bu bizim için çok daha önemli bir şey. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'nin alametifarikası diye tanımlayacağımız ikinci özelliği de burası. Millî ve manevi değerler, bu coğrafyanın, bu toprakların, bu devlet geleneğinin ürettiği birikim, medeniyet birikimi çocuklarımıza kazandırılmaya çalışıldı. Aynı şekilde bizim ülke içindeki toplumsal yapımızda çimento teşkil edecek referans değerlerimiz var, dinî bayramlarımız var, millî bayramlarımız var, millî günlerimiz var, bunların hepsinin bizim tarihimizde ve toplumsal yapımızda doldurduğu önemli boşluklar var.
 
Okullar ikinci yarıyıla bayrak temasıyla başladılar. Bütün çocuklarımız okullara Türk bayrağı ile gittiler, her taraf kırmızı beyaz oldu, inanılmaz güzel bir görüntü. Sonra ramazan ayı geldiğinde ramazanın Türk toplumu için yeri, ramazan bizim için ne ifade ediyor? Oruç, iftar, ramazan süslemeleri, bunlarla ilgili geçirdik. 
 
Sonra Maarifin Kalbinde Çocuk temasıyla bütün nisan ayını etkinliklerle geçirdik. Etkinliklerin ana teması da millî egemenlik, demokrasi çünkü çocuklarımız cumhuriyetimize, millî egemenliğe, Atatürk'e, demokrasimize sahip çıksınlar istiyoruz. Mayıs ayı, 19 Mayıs'tan dolayı gençlerimizin bir meslek sahibi olmaları, kariyer planlamaları, gelecekle ilgili düşünceleri, 19 Mayıs'ın bizim için ne ifade ettiği ile ilgili etkinliklerle geçti. Dolayısıyla biz bu anlamda çocuklarımızın bu değerlere sahip çıkmasını en az akademik becerileri kadar önemsiyoruz. Çocuklarımız, evet bilimsel anlamda dünyayla rekabet edebilsinler ama bir taraftan da bizi biz yapan değerlere sahip çıksınlar, meramımız, derdimiz bu."
 
Bakan Tekin, Gazze örneğini vererek "Eğer insanlar iyi insan olsaydı, mutluluğu öne alsaydı, Gazze'de bugün yaşanan soykırım olmazdı." ifadelerini kullandığının hatırlatılması üzerine bunu sadece Türkiye'de söylemediğini, uluslararası ortamlarda da dile getirdiğini belirtti. Tekin, "Diyorum ki eğer bugün dünyada insan hakları ihlalleri varsa, dünyanın herhangi bir bölgesinde insanların etnik ya da dini sebeplerle temel hak ve hürriyetleri ellerinden almıyorsa, zulüm altındaysa, bağımsızlıkları tehlike altındaysa, savaş varsa... O zaman burada eğitim sistemlerimizin odaklandığı şeyle ilgili bir problemimiz var. Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli'yle biz hem kendi temel hak ve hürriyetlerine hem de diğer arkadaşlarının temel hak ve hürriyetlerine saygı duyan bireyler, değerlerine sahip çıkan bireyler yetiştirmek istiyoruz. Eğer dünyada savaşlar oluyorsa bu savaşlardan dolayı biz de şapkamızı önümüze koyup düşünmeliyiz, demek ki eğitim sistemlerimizde bir şeyi eksik yapıyoruz." değerlendirmesinde bulundu. 
 
Liselere Geciş Sistemi kapsamında 13 Haziran'da yapılan merkezî sınava ilişkin soru üzerine Tekin, bu yıl 8. sınıflarda 1 milyon 274 bin 629 öğrenci olduğunu, bu öğrencilerden yaklaşık yüzde 80'i yani 1 milyon 22 bin 658'nin sınava başvuru yaptığını söyledi. 81 ilde ve 920 ilçede sınav merkezi organize ettiklerini, ayrıca yurt dışında 8 ülkede 11 sınav merkezinde sınav yaptıklarını kaydeden Bakan Tekin, bunun büyük bir organizasyon olduğunu ifade etti. 
 
"Beslenme paketi çok memnuniyet verici bir uygulama oldu"
 
4 bin 255 okulda, 64 bin 737 salonda çocukların sınava girdiğini bildiren Tekin, sınav başvurusu sırasında çocuklara, ailelerle birlikte cevaplandırmak üzere dağıtacakları beslenme paketiyle ilgili "İster misiniz, istemez misiniz?" sorusunu yönelttiklerini ifade etti. Bu soruya toplam 924 bin 191 öğrencinin aileleriyle birlikte olumlu cevap verdiğini kaydeden Tekin, bu beslenme paketlerinin illerde il millî eğitim müdürlükleri koordinesinde dağıtıldığını anlattı. 
 
Burada da hassas davrandıklarını vurgulayan Tekin, besleme paketi istemeyen çocukların ayrı binalarda sınava alındığını söyledi. Tekin, "İlk defa yaptığımız bir şeydi. Çok da memnuniyet verici bir uygulama oldu." dedi. 
 
İkinci olarak sınav salonlarına kamera sistemi kurulduğunu belirten Tekin, yapay zekâ destekli bu sistemle tüm sınav sürecinin Sınav Koordinasyon Merkezi'nden takip edildiğini ifade etti. Tekin, "Bu da bizim için önemli bir yenilikti. Çok şükür, bir olumsuzluk yaşamadan da atlattık." diye konuştu.
 
"LGS kapsamındaki merkezî sınavda müfredat temelli sorular mı soruldu?" sorusu üzerine Tekin, Türkiye Cumhuriyeti devletinin sosyal bir devlet olduğunu, hükûmetin, bu sosyal devletin gereği olarak bir politika izlediğini belirtti. Bu politika doğrultusunda eylül ayında ücretsiz ders kitaplarının çocukların masalarına konulduğuna işaret eden Tekin, şunları söyledi:
 
"Demokratik siyasette bu politikayı işlevsiz hâle getirmeye yönelik adımların hepsi siyasal vesayet olarak tanımlanır. Uzun yıllar Türkiye'de, bilhassa FETÖ'nün çok güçlü olduğu dönemlerde Millî Eğitim Bakanlığının dağıttığı ders kitaplarıyla ilgili, öğretmenlerle ilgili olumsuz bir algı oluşturuldu. Bu algının sebebi çocukları hem farklı yerlere yönlendirmek hem de o yönlendirdikleri yayınlardan ekonomik çıkar elde etmekti. 2013-2014 eğitim öğretim yılında sadece FETÖ yayınevlerinin Kültür Bakanlığından satın aldığı bandrol üzerinden yapılan hesaba göre bizim bütün öğrencilere dağıttığımız ders kitabı bütçesinin yaklaşık iki buçuk katı büyüklüğünde yediği bir pasta vardı.
 
Şimdi geldiğimiz noktada şu anda bizim dağıttığımız ders kitapları, MEBİ ya da benzeri uygulamalarımız, bazı okullara gönderdiğimiz soru ve yayınlar, bunlarla çocuklarımızın ekstra bir şeye ihtiyaç duymayacağı bir eğitim öğretim iklimi oluşturmaya çalışıyoruz. Bütün bunlara rağmen eğer çocuklarımız yine bir şeye ihtiyaç duyarlarsa onu da okul müdürlüklerine başvurarak ücretsiz DYK kursları dediğimiz destekleme ve yetiştirme kurslarıyla istedikleri öğretmenlerden istedikleri takviye derslerini alabilecekleri bir mekanizma kurduk. Bütün bunları yaparken koruduğumuz şey şu: Bir, öğretmenin itibarını korumaya çalışıyoruz çünkü benim öğretmenimin emeğinin üzerinde vesayet uygulamaya kimsenin hakkı yok. İki, siyasal iktidarın uygulamaları üzerindeki vesayet mekanizması. Ek kaynak adıyla satılan şeyler. O da sosyal devlet politikası açısından bir vesayet mekanizması. Ona da engel olmamız lazım. Üçüncüsü, öğretmen arkadaşlarımız ve idareci arkadaşlarımız üzerinde bir zan oluşuyor 'Yayınevleriyle ticari ilişkiye giriyor da bize bu yayını aldırıyor.' gibi. Buna da kimsenin hakkı yok." 
 
MEBİ ile sorular arasında uyumsuzluk olduğu yönündeki iddiaların tamamen yanlış olduğunu vurgulayan Tekin, bunlara itibar edilmemesini istedi. 
 
Tekin, 2028 yılında sınavlarda bilgi odaklı olmaktan daha çok beceri odaklı bir soru sistemine geçilmesi hazırlıklarının sorulması üzerine sınav sisteminin değişmesinin söz konusu olmadığını, tam tersine her ortamda sınav sistemiyle ilgili hiçbir değişikliğin gündemlerinde olmadığını defalarca söylediklerini kaydetti. Tekin, "Değişecek olan şey şu: Şu anda 5 ve 6. sınıflar, önümüzdeki eylül ayından itibaren 7. sınıflar başka bir müfredatla yetişiyorlar artık, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli. Burada bazı konular müfredatın dışına çıkarılmış olabilir, yani ilerleyen öğretim kademelerine bırakılmış olabilir, bazı konuların yeri değiştirilmiş olabilir. Dolayısıyla eski sorularla yeni sorular artık örtüşmüyor mantık itibarıyla, beceri odaklı dediğimiz için. Dolayısıyla değişecek tek şey; eski sorular artık yok, yeni sorular ama sınav sistemiyle ilgili hiçbir değişiklik yok. Müfredata uyumlu dediğimiz için yeni müfredata göre yeni sorular." şeklinde konuştu. 
 
Bunun YKS'ye yansımasının nasıl olacağının sorulması üzerine Tekin, bu konuda YÖK ve ÖSYM ile süreci birlikte yürüttüklerini söyledi. Tekin, "YKS yasa gereği Yükseköğretim Kurulu ve dolayısıyla ÖSYM tarafından yürütülüyor. Orada da YÖK Başkanımızın talimatıyla ÖSYM ile birlikte arkadaşlarımız yeni müfredata özgü yeni soru havuzu oluşturuyorlar. Orada da sınav sistemiyle ilgili değil, tekrar aynı şekilde bizim sorularla ilgili hazırlık yapıyor arkadaşlar." dedi. 
 
Millî Eğitim Akademilerinin hayata geçirilme gerekçelerini de anlatan Bakan Tekin, öğretmen yetiştirme sürecinin uluslararası raporlar ve akademik çalışmalar doğrultusunda yeniden yapılandırıldığını belirtti. Yeni göreve başlayan öğretmenlerin mesleğe uyum sürecini kısaltmayı hedeflediklerini ifade eden Tekin, üniversitelerde uygulama eğitimlerinin yetersizliği ile öğretmen yetiştirme programları ve Bakanlığın öğretim programları arasındaki uyum sorununu gidermek amacıyla aday öğretmenlerin farklı okul türlerinde deneyimli öğretmenler rehberliğinde uygulamalı eğitim alarak mesleğe başlamalarını sağlayacak bir sistem oluşturduklarını aktardı.
 
Atamalar, AGS'den sonra belli olacak
 
Öğretmen atama takvimine ilişkin soruyu yanıtlayan Bakan Tekin, atama sayısının Akademi Giriş Sınavı (AGS) sonrasında açıklanacağını söyledi.
 
"Güvenli Okul İklimi" için yeni tedbirler
 
İstanbul, Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta yaşanan olaylara da değinen Bakan Tekin, "Güvenli Okul İklimi" tedbirlerine ilişkin şunları söyledi:
 
"İnşallah, önümüzdeki yıl ondan sonraki yıllar bir daha böyle tatsız olaylar yaşamayız. Şimdiye kadar dünyanın farklı ülkelerinde görüyorduk, izliyorduk, haberlerden görüyorduk ama şimdi kendi ülkemizde de maalesef yaşadık. Bir kere önce şunu söyleyeyim: Bu okullardaki olayları gerçekleştiren kişilerle ilgili olarak hem İçişleri Bakanlığımız hem Adalet Bakanlığımız gerekli süreçleri yürütüyorlar. En ağır cezayı alacak, bunu yönlendiren mutlaka bulunacak çünkü bize zaten Cumhurbaşkanımızın talimatı. Biz tabii orada alacağımız tedbirleri ve aldığımız tedbirleri şöyle yaptık: İçişleri Bakanlığımızla birlikte oturduk, zaten daha önceki yıllarda da her eğitim öğretim yılının başında ilçelerde kaymakamlar, illerde valilerimizin başkanlığında okullarımızda alınacak güvenlik tedbirleriyle ilgili komisyon toplantıları yapılıyor ve okullarımız kategorize ediliyor. Risk güvenlik açısından risk taşıyan okullarımızda doğrudan bir silahlı polis memurunun bulunması, bazı okullarda belirli aralıklarla polis araçlarının devriye yapması gibi tedbirleri zaten o İçişleri Bakanlığı ile birlikte yaptığımız sınıflandırmaya göre bu tedbirleri alıyorduk. Biz bu yıl İçişleri Bakanlığımızla tekrar aynı toplantıları yaptık ve önümüzdeki yıldan itibaren bu tedbirleri biraz daha sıkılaştıracak adımlar attık. Yine doğrudan polislerin bulunacağı okullar var ama o şeyleri biraz daha emniyetin daha yakın kontrol edebileceği şekle getirdik.
 
İkincisi, okullarımızdaki kamera sistemini İçişleri Bakanlığı ile birlikte Kent Güvenlik Yönetim Sistemi diye kısalttığımız, yani KGYS kısalttığımız sisteme entegre ediyoruz. Dolayısıyla emniyet birimleri artık bu okullarımızdaki internet erişimli kameralar üzerinden bu olayları izleyebilecek duruma gelecekler, bu da bizim için önemli.
 
Bizim okullarımızın bir kısmı duvarları yüksek, ama bir kısmı da çocukların rahatlıkla atlayabilecekleri yükseklikte duvarları olan okullarımız var. Şimdi burada alacağınız tedbirler Nasrettin Hoca'nın türbesi gibi olacak, yani kapıya koyacağımız tedbirler. Dolayısıyla her okulun nevişahsına münhasır bir tedbir silsilesi yaz boyunca okul yöneticilerimiz buna çalışacaklar, bu da diğer boyutu. Bir başka boyutu da emniyetle birlikte yine yürüttüğümüz çocukların özellikle sosyal medyada ve oyun sitelerindeki davranışları, oralar üzerinden yürüyecek olan siber güvenlik tedbirleri diyeceğimiz tedbirler var. Bütün bunların bir paket olarak değerlendirdiği, yani bu dijital tedbirlerin, dijital duygu değer temelli, dijital esenlik diye bir paketin içinde ilgili genel müdürlüğümüz buna çalışıyorlar şu anda emniyetle birlikte. Hem biz hem emniyet sosyal medya ve oyun siteleri üzerinden de rehberlik faaliyetine ihtiyaç duyacak çocuklarımıza bu desteği verecek bir mekanizmayı oluşturuyoruz."
 
Çocukların eğitiminde ailelerin sorumluluğuna vurgu yapan Bakan Tekin, öğrencilerin 12 yıllık zorunlu eğitim sürecinde yaklaşık 160 bin saatlik yaşamlarının yalnızca yaklaşık 10 bin saatini okulda geçirdiklerini belirterek bu durumun ailelerin eğitim sürecindeki sorumluluğunu daha da önemli hâle getirdiğini söyledi.
 
Eğitimin tüm paydaşların ortak sorumluluğu olduğunu vurgulayan Bakan Tekin, velilerin öğretmenlerle güçlü bir iş birliği içinde hareket etmesinin önemine değinerek şu ifadeleri kullandı:
 
"Ben şöyle bir şey de söylüyorum, bazen arkadaşlarımız kızıyorlar: Öğretmenlerimize öğretmenlik öğretmeye kalkmasınlar, ebeveynlik yapsınlar. Öğretmenimiz öğretmenliğini yapacak ama çoğu zaman işte kendi çocuğuna olan güveni sebebiyle, kendi çocuğundan olan beklentileri sebebiyle, okullarda 'Benim çocuğum yapmaz.' diyen çok veli gördüm ama 'Benim çocuğum bunu yapıyor.' diyen hiçbi veli görmedim şu ana kadar. O yüzden öğretmenlerimizin çalışma koşulları açısından, fedakarlıkları açısından verilerimiz öğretmenlerimizle bu anlamda iyi bir diyalog kurarlarsa çok çok daha eğitim öğretim süreçleri başarılı olacaktır."
 
Özel okul fiyatları
 
Özel okullarda fahiş fiyatlar uygulandığı eleştirilerine ilişkin Bakan Tekin, çocukları özel okula göndermenin bir zorunluluk değil ailelerin tercihi olduğunu söyledi.
 
Türkiye'de birkaç tane okulun fiyatları üzerinden algı oluşturulduğunu kaydeden Bakan Tekin, "Şimdi ben bakıyorum, daha yakın bir zamanda da 12 tane okulun fiyatını yayınlamış bir gazete ve burası üzerinden bir veryansın yapıyor ama 12 bin 500 özel okul var, 12 bin 500 özel okulun 12'siyle ilgili fiyat listesi yayınlayıp özel okulların fiyatları böyle demek ne kadar bilimsel bir yaklaşım?" şeklinde konuştu.
 
Tekin, çocuğunu özel okula gönderen velilerden tüm işlemlerini elektronik bankacılık işlemleri üzerinden yapmalarını ve özel okullarla yaptıkları sözleşmelere bakmalarını istedi.
 
Artış oranlarının yönetmeliğe göre otomatik hesaplandığını kaydeden Tekin, konuşmasına şu şekilde devam etti:
 
"Bu yıl, biliyorsunuz, ders kitabı ücretleriyle ilgili olarak bizim kitaplarımızı okutma zorunluluğu getirdik, yardımcı kitap dağıtacaklarsa eğer onları da ne kadar ücret alacaklarını yine yazmalarını istedik, aynı şekilde kıyafetle ilgili, yemekle ilgili... Bir tek servis... O bizim yetki alanımızın dışında, o UKOME'ler tarafından belirleniyor belediyelerce, o bizim dışımızda ama onun dışındaki konularda özel okulların bu hizmetleri için aldıkları ücretleri enflasyon oranında artabileceklerini de yönetmeliğe koyduk. Şu ana kadar özel okullar da bu anlamda bizim tanımlamalarımıza uyuyorlar, onları da zan altında bırakmadan değerlendirmelerimizi yapmamız lazım."
 
"Bir bilim dili inşa ederken  kavramsallaştırma çok önemli"
 
Bakan Yusuf Tekin, hayata geçirilen "Türkiye'nin Yabancı Dil Öğrenme Platformu DİLİM"den de bahsetti. Uygulamayı bir haftalık süre iinde yaklaşık 150 bin kişinin indirdiğini belirten Bakan Tekin, çocukların bu vesileyle elektronik âletleri daha öğretici şeyler için kullanmış olacaklarını kaydetti.
 
Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli çerçevesinde ders kitaplarındaki kavramsal değişikliklere de değinen Bakan Tekin şu şekilde konuştu:
 
"Ben bir bilim dili inşa ederken çocuklarımızın zihinlerini bu anlamda bilimsel verilerle donatırken kavramsallaştırmanın, terminolojinin çok önemli olduğunu düşünüyorum. O yüzden tarih, inkılap tarihi, sosyal bilgiler başta olmak üzere birçok derste bu tür kavramsallaştırmaları çocuklarımızın daha apolitik düşünebilecekleri, daha objektif düşünmelerini sağlayan, sürecin içine dâhil olmuş politik tercihler üzerinden inşa edilen bu tür kavramsallaştırmaları sisteminin dışında bırakalım dedik."
 
Bakan Tekin, eğitim müfredatında kullanılan bazı tarihî ve coğrafi kavramlara da değinerek, "coğrafi keşifler", "Haçlı Seferleri" ve "Orta Asya" gibi ifadelerin Batı merkezli bir bakış açısını yansıttığını ifade etti. Tekin, "coğrafi keşifler" kavramının sömürgecilik boyutunu görünmez kıldığını, "Haçlı Seferleri" ifadesinin saldırıları daha olumlu gösterdiğini, "Orta Asya" yerine ise "Türkistan" kullanımının Türkiye ile bölgedeki Türk toplulukları arasındaki tarihî bağları daha doğru yansıtacağını ifade etti. Tekin, çocuklara tarihî ve coğrafi kavramların doğru şekilde öğretilmesi gerekliliğinin önemini vurguladı.
 
Ayrıca, Türk Devletleri Teşkilatı'nın son yıllarda daha kurumsal ve etkin bir yapıya kavuştuğunu belirten Bakan Tekin, bu süreçte ortak tarih kitabı, ortak alfabe ve diğer eğitim projelerinde önemli ilerlemeler sağlandığını söyledi. Tekin, teşkilat bünyesindeki öğretmenler ve eğitim kurumları arasında ortak bir dil ve iş birliği zemini oluşturmak amacıyla "Türk Devletleri Teşkilatı Eğitim Bilgi Ağı" kurulması önerisinin kabul edildiğini ifade ederek yeni ağın, alınan kararların ve eğitim politikalarının daha etkili uygulanmasına katkı sağlayacağını dile getirdi.

Haber: Dursun BÖLÜK

Önceki Haber 2025-2026 Eğitim Öğretim Yılı Sene Sonu Mesajı
Sonraki Haber Bursa'da 615 Bin 880 Öğrenci Karnelerini Aldı, Yaz Tatili Başladı

Yorum Yap